Altı Sıfat Sohbet

Altı Sıfat Sohbet

Allah cc beni, sizi ve bütün insanları Âdem As bu zamana kadar bizden sonar kıyamet saatine kadar bütün insanların dünya ve ahiret kurtuluşu olan dinini hayatımıza model koymuştur. Din nedir? Allah cc emir ve yasaklarıdır. Hz Muhammed Mustafa’nı sav hayat tarzıdır. Yani ne zaman Allah cc emirlerini tutar yasaklarından kaçınırız. Dini Hz Muhammedin yolundan yerine […]

Allah cc beni, sizi ve bütün insanları Âdem As bu zamana kadar bizden sonar kıyamet saatine kadar bütün insanların dünya ve ahiret kurtuluşu olan dinini hayatımıza model koymuştur.

Din nedir? Allah cc emir ve yasaklarıdır. Hz Muhammed Mustafa’nı sav hayat tarzıdır. Yani ne zaman Allah cc emirlerini tutar yasaklarından kaçınırız. Dini Hz Muhammedin yolundan yerine getiririz. İşte o zaman kurtuluşa ereriz inşallah.

İçinde yaşadığımız durumu değerlendirdiğmiz de Müslümanların hayatından gün ve gün İslam’ın çıkıp gitmesinin nelerin sebep olduğunu öğrenmek için yaşadığımız ortamı analiz ettiğimizde ayrı ayrı konularda sorunlar var olduğunu görebiliyoruz.

1: İman ve Yakin Bozulması

Günümüzde Müslümanların iman ve yakinlerin de o kadar müthiş bozulma ve tahrip olmuştur ki Müslümanlar amel yapamaz hale gelmişlerdir. Çünkü iman olmadan ve iman da güç olmadan amel yapmak asla mümkün değildir. İşte bu ölümcül hastalığa tedavi olarak Tevhid ve itikat için çalışmanın gereği ortaya çıkıyor. Taki her Müslüman ilim ve irfan aracılığıyla, Yüce Allah’ın azamet ve büyüklüğünü Kalbinin derinliklerine taşısın ve onun dışında kalan her şeyin yakinini kalbinden söküp atsın.

 

Ayrıca Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin her sünnetini hayatında tatbik ederek hiç taviz vermeden ona ittiba etsin, bununla beraber kalbinde şu yakini yerleştirsin ki; Hz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin her sünneti Yüce Allah katında yedi kat gök ve yerden daha kıymetli ve değerlidir. Bu konuda her müslüman o kadar mesafe kat etmelidir ki hiç kimseden ve hiç bir ortamdan tesir almadan hayatın her şubesi ile ilgili efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetlerini mutlaka hayatında uygulamaya geçirsin.

Ebu Hureyre radiyallahu anh rivayete göre Rasûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur. Ümmetimin hepsi cennete girecektir. Yalnız yüz çevirenler müstesnadır.  sahabeyi ikram radiyallahu anhüm Ya Resulallah Cennetten Kim yüz çevirebilir ki deyince. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kim bana ittiba ederse o cennete girer. Kim de bana ittiba etmezse muhakkak o Cennett’e girmekten yüz çevirmiştir buyurdu. Buhari

Hz Abdullah ibni Amr Radıyallahu anh dan rivayet edilmiştir. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu nefsani  isteklerini  benim getirdiğim dine tabi olmadığı müddetçe sizlerin hiçbiri Kamil iman sahibi olamaz

Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur kim ümmetimin bozulduğu vakit benim yoluma sımsıkı yapışırsa ona şehit sevabı verilir taberani

2: İbadetleri Terk Etme

İbadetleri terk etmek günümüz Müslümanları tarafından adeta revaç halini almış halkın bazı tabakasında ibadet yapmak utanılacak bir hal almaya başlamış. Genelde ibadet yapmak belirli kesimle sınırlı kalmıştır Erkan’ı İslam namaz oruç zekât hac Müslümanların hayatından tamamen çıkmasa da büyük ölçüde eksilmiştir. İlk önce Bu tehlikeli hem de çok tehlikeli hastalığı tedavi olarak namazın hakikatini elde etmek için çalışmaya ihtiyaç vardır. Çünkü eğer Müslümanların namazları düzelirse diğer amelleri kendiliğinden düzelecektir. Hem Namaz ile Erkan İslam’ın diğer amelleri arasında oruç hac ve zekâtla benzerlik vardır. Namaz gayemiz şu olmalı, namazın dışındaki halimizi içindeki haline benzetmeliyiz. Dini olan bir tertip düzeni olmalı.

Namazın oruçla olan benzerliği namaz kılan kimse tekbiri tahrime yi aldıktan sonra ne yemek yemekte, ne de bir şeyler içmektedir. Yemekten ağzında kalan nohut tanesi kadar bir şey yutarsa namaz bozulur. Her gün 5 defa bu şekilde alıştırma yaptıkça İnşallah 11 ay sonra kendisinde bir ay oruç tutabilme gücü meydana gelecektir

Namazın haçla olan benzerliği namaz kılan kimse Beş vakit namazın farzlarında hem sünnetlerinde kıbleye doğru yönelmek de ve Beytullah’ı karşısında tasavvur etmektedir. Manen kendini Kâbe de hissetmektedir. Günde beş vakit kurulan bu bağlantı yavaş yavaş Beytullah’ın sevgisini Kalbe işleyecek ve Allah’u Teâla o kimseye de oraya kadar gidebilme imkânlarıyla imkanlandığında bu sevgi o kimseyi mutlaka hacca götürecektir.

Namazın zekâtla olan benzerliği namaz kılan kimse ezan sesini duyduğunda her türlü uğraşmasını bırakıp Camiye gitmek de ve görünüşte namaz için verdiği vakitlerde konumuna göre değişik maddi şeyler kaybetmektedir. Dükkân sahibi dükkânı belirli sure kapatıp ticaret yapmamaktadır. Bu kimsenin Her gün 5 defa Allah için yaptığı fedakârlık bir yıl sonra ondan malın %2 buçuğunu zekât olarak verebilecek İstidat meydana getirecektir. Fikir ve dua edelim nasıl olsun ki her Müslüman camide namaz kılar hale gelsin.

3 Cehalet ve Gaflete Düşme

Günümüzde Müslümanlar ne yazık ki genel olarak cehaletin zirvesine ulaşmıştır. Toplumun içerisinde 3 ile 5 çocuk Hatta torun sahibi nice Müslümanlar gusül abdesti almadan habersiz kelime-i tevhidi söylemekten aciz ve Fatiha suresini bile okuyabilmekten yoksundur. Bununla beraber rabbinden, yaradılış gayesinden, ölümden kabirden, kıyamet ve sonrasından gafildir. Bu hastalıklara tedavi olarak ilim ve zikrin hakikatini elde etmek için çalışmayı ilim ve zikri öğrenmeli günlük yaşamda Müslüman nasıl kalınır. Taki rabbinin razı olduğu kul olalım. Taki Müslüman ilim yoluyla cehaletten zikir yoluyla da gafletten kurtulabilsin.

İlim: Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’ bir defasında Medine çarşısına uğradı ve orada durarak,

“Ey çarşı ehli! Sizi hangi şey âciz kıldı?” dedi. Halk,  “Ne oldu ey Ebû Hûreyre?” dediler. Ebû Hûreyre radıyallahu anh,

“Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in mirası taksim ediliyor, siz burada oturuyorsunuz. Siz gidip Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in mirasından payınızı almak istemez misiniz?” dedi. Halk,

“Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in mirası nerede?” dediler. Ebû Hûreyre radıyallahu anh,

“Mescidde” dedi. Halk koşarak mescide gittiler. Ebû Hûreyre radıyallahu anh halk geri gelene kadar olduğu yerde bekledi. Halk dönünce, onlara,

“Neden döndünüz?” dedi. Onlar,  “Ey Ebû Hûreyre, biz mescide gittik. Mescide girdiğimizde orada taksim edilen hiçbir şey görmedik” dediler. Ebû Hûreyre radıyallahu anh,

“Siz mescidde kimseyi görmediniz mi?” dedi. Onlar,

“Evet, biz bazı insanlar gördük, namaz kılıyorlardı. Bazıları Kur’ah okuyorlardı, bazıları da helal ve haram olan konuları müzâkere ediyorlardı” dediler. Ebû Hûreyre radıyallahu anh, “Yazıklar olsun size. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in mirası İşte odur” dedi. Taberani

Zikir

Hz. Büreyde radıyallahu anh diyor ki: Ben Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in yanında oturuyordum. Onun şöyle buyurduğunu işittim;

“Kıyamet günü Kur’an ehli kabrinden çıktığında Kur’an-ı Kerim, (zayıflıktan) yüzünün rengi değişen bir insan şeklinde onun karşısına çıkacak ve ona

“Sen beni tanıyor musun?” diyecek, adam,

“Seni tanımıyorum” diyecek, Kur’an,

“Sen beni tanıyor musun?” diyecek, o, yine

“Ben seni tanımıyorum” diyecek, Kur’an,

“Ben senin arkadaşın Kur’an’ım. Seni şiddetli sıcaklarda öğlen vakti susuz bıraktım. Geceleri uykusuz bıraktım. (Yani sen Kur’an’ın hükümleriyle amel etmekten dolayı gündüzleri oruç tuttun, geceleri Kur’an okudun.) Her tacir kendi ticaretinden kâr etmek ister. Bugün sen ticaretinden en fazla kâr edensin”. Ondan sonra, Kur’an ehlinin sağ eline hükümdarlık, sol eline (Cennet’te) ebedi kalma vesikası verilecektir. Başına vakar tacı konulacak, ana babasına dünya ehlinin değer biçemeyeceği bir çift elbise giydirilecektir. Onlar,

“Bunlar bize neyin karşılığı olarak giydirildi?” diyecekler,

“Çocuğunuz Kur’an’ı ezberlediği için” denilecektir. Sonra Kur’an ehline,

“Kur’an okumaya ve Cennet’in derecelerine ve köşklerine doğru yükselmeye devam et” denilecek, nitekim o Kur’an okudukça (ister sür’atli okusun ister yavaş yavaş okusun, Cennet dereceleri ve köşklerine doğru) yükselecektir.”  Müsned

Hz. Ebû Zerr Ğıfari radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;

“Sizler Allahu Teâlâ’inn Zât’ından sâdır olan şeyden yani Kur’an’dan daha üstün bir şeyle Allahu Teâlâ’ya dönüp yaklaşamazsınız.”  hakim

 

4: Bencillik

Ne yazık ki günümüz Müslümanları bencillik gibi korkunç bir hastalığa daha yakalanmıştır. Herkes kendi cebini kendi çoluk çocuğunu ve kendisiyle menfaat bağları olanları düşünür hale gelmiş. Malı da bunlar için toplayıp biriktiren bir haldedir. Hal bu ki sevgili Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur. “Sizden hiç kimse kendisi için istediğini diğer Müslüman Kardeşi için de istemedikçe Kamil Mümin olamaz” ama Müslümanlar bu buyruğu unutmuştur

İşte buna tedavi olarak da ikram Müslimin hakikatin elde etmek için çalışma gereklidir. Ta ki her Müslüman diğer Müslümana konumu ne olursa olsun, hangi hoşuna gitmeyen halde bulunursa bulunsun, sadece Müslüman olduğu için ikram ve yardım eden olsun. Sıradan bir kimseye sadece Müslüman olduğu için yardım edebilmek gibi güzel bir sıfatla muttasıf olan kimse, yakininin gücü nispetinde herkese yardımcı olacak ve kendini kendisinin sanmayıp insanlık için adayacaktır.

Hz. İbni Abbas radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur;

Kıyamet günü şehîd getirilir ve hesab için dikilir. Sonra sadaka ve hayrat yapan kişi getirilir ve hesaba çekilmek için dikilir. Sonra dünyada çeşitli musibet ve sıkıntılara düşmüş kişiler getirilir. Onlar için ne mizan ne de mahkeme kurulur. Sonra onlar üzerine o kadar ecir ve ikram yağdırılır ki, dünyada afiyet içinde yaşayanlar (bu güzel ecir ve mükâfatı görünce keşke) bedenleri (dünyada) makaslarla kesilseydi (de onlar buna sabretselerdi) diye te¬menni ederler.”  taberani

Hz Cabir Radıyallahu anh’den rivayet edilmiştir. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu 3 güzel sıfat vardır. Onlar kimde bulunursa Allah Teâlâ kıyamet günü onu kendi rahmetinin gölgesinde barındıracak ve cennete koyacaktır. Zayıflara yumuşak davranmak, ana- ve babaya Şefkat göstermek, köleye güzel muamele yapmak . tirmizi

Hz Ebu Said Radıyallahu anh’den rivayet edilmiştir Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Bir Müslüman çıplak bir Müslümana elbise giydirir ise Allah’u Teâla ona cennetin yeşil elbisesini giydirir. Bir Müslüman bir Müslümana yemek getirirse Allah Teâlâ onu Cennet meyvelerinden getirecektir. Bir Müslüman susamış bir Müslümana su içirirse Allah Celle Celalühü ona üzeri mühürlü Halis Cennet şarap içilecektir. Ebu dâvud

Riya ve şöhret güzel giysiler, son model binekler, yazlık kışlık Yalılar, Köşkler, düğün merasimlerinde harcanan milyarlar ve atılan bağışların Müslümanlarca ne yazık ki şan ve şöhret uğruna yapılır olmuştur. Ölümden sonra tedavisi hiçbir şekilde mümkün olmayan ve hastalığa tedavi olarak da her amele yapmadan önce neden yapacaksın, yaparken neden yapıyorsun ve yaptıktan sonra neden yaptın, diye kendini sorgulayarak tashihi niyet İhlas’ın hakikatin elde etmek için çalışmayı gerekli kılmaktadır.

 

Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “(Benî İsrail’den) bir adam (kendi kendine), “Ben (bu gece) sadaka vereceğim” dedi. Nitekim (geceleyin gizlice sadaka edeceği malı alıp çıktı ve) bir hırsızın eline koydu. Sabah olunca insanlar arasında,

“Geceleyin bir hırsıza sadaka verilmiş” diye konuşulmaya başlandı. Sadaka veren adam,

“Allah’ım (hırsıza da olsa sadaka verdiğim için) Sana hamd ediyorum. (Bundan daha kötü bir adama verseydim ne olurdu?)” dedi ve sonra,

“Bu gece de mutlaka sadaka vereceğim, (önceki zayi oldu)” diye karar verdi. Nitekim geceleyin sadakasıyla birlikte çıktı ve sadakasını (sessizce) bir fahişe kadının eline koydu. Sa-bahleyin insanlar arasında,

“Bu gece fahişe bir kadına sadaka verilmiş” diye ko¬nuşulmaya başlandı. Adam,

“Fahişe kadına da olsa sadaka verdiğim için Sana hamd olsun. (Benim malım buna bile layık değildi)” dedi. Sonra (üçüncü defa),

“Bugün muhakkak sadaka vereceğim” dedi. Nitekim geceleyin sadakasını alıp çıktı ve zengin bir adamın eline koydu. Sabahleyin halk arasında,

“Geceleyin bir zengine sadaka verildi” diye konuşulmaya başlandı. Adam,

“Allah’ım! Hırsız, fa¬hişe ve zengine sadaka verdiğim için Sana hamd olsun. (Çünkü benim malım böyle insanlara verilmeye layık değildi)” dedi. Rüyasında ona,

“(Sadakan kabul edildi.) Senin hırsıza sadaka vermen şundandır; belki o hırsızlık alışkanlığından tevbe edebilir. Fahişe kadına sadaka vermen de şundandır; belki de fahişe kadın bu kötü işten vazgeçebilir. (Çünkü o bu kötü işi yapmadan da Allahu Teâlâ’inn kendisine rızık verdiğini görünce utanır ve gayrete gelebilir.) Zengine verdiğin sadakanın hikmeti ise şudur; belki de o ibret alır. (Allahu Teâlâ’nın kullanır nasıl da gizlice sadaka veriyorlar diye düşünür. Bundan dolayı) o da Allah’ın kendine vermiş olduğu maldan (Allah yolunda) sarfeder.”  [buhari

 

6 Sınırlı Daireler İçerisinde Kalakalmak

İçinde yaşadığımız asırda Müslümanlar maalesef sınırlı daireler içerisinde bağımlı kalmışlar Yani evden işe, işten eve, evden tarlaya, tarladan eve kadar olan bir alanda dönüp durmuş ve kendilerini Sadece bu kadarlık alan içinde adayıp kalakalmış.

Sahabeler gibi Allah’ın dinini hayatlarına  girerek  kainatın bir köşesinde hareket halinde olmamışlardır ne yazık ki hem başkalarına İslam’ın kapılarını kapatmışlar Hem de kendi hayatlarından İslam’ın çıkıp, çıkıp gitmesine zemin hazırlamışlardır.

İşte kendisinden daha nice hastalıkların doğduğu bu hastalığa tedavi olarak alimler Allah’ın dininin ihyası için her Müslümanın kendi hayatına dini Mübin’i yaşamaya çalışıp sonrada kendi imkânlarıyla ikili ilişkilerde bulunduğu topluluklarda Rabin’in dinin konuşulması sağlamaktır.  Allah’ın kullarını Allah’a çağırmak için çalışma yapmak.  İnşallah bununla hem Müslümanların hayatlarından çıkan din tekrar onların hayatlarına geri dönecek hem de başkaları için İslam’ın kapısı açılıp genişleyecek.

Siz (ey ümmet-i Muhammed!) İnsanlar için meydana çıkarılmış en hayırlı bir ümmet¬siniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a inanırsınız.” ali imran

“(Ey Rasûlüm!) Dedi ki:

İşte benim yolum budur. Ben tam bir basiret üzere Allah’a davet ederim. Ve bana tâbi olanlar da (Allah’a davet ederler.)” yusuf

Hz. Ebû Ümeyye Şa’bâni rahmetullahi aleyh diyor ki: Ben Ebû Salebe Huşenî radıyallahu anh’a,

Siz şu ayeti kerime aleyküm enfüsekum “Siz kendinizi düşünün”  [1603] hakkında ne diyorsunuz?” dedim, buyurdu ki;

“Allah’a yemin olsun ki, ben bu ayet hakkında çok iyi bilen birine (Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’e) sordum, buyurdu ki;

“(Bu ayetin maksadı ‘Sadece kendinizi düşünün’ demek değildir.) Bilakis birbirinize iyiliği emredin, kötülüklerden alıkoyun. Nihayet sen insanlarda genel olarak cimriliğin yaygınlaştığını, arzuların yerine getirildiğini, dünyanın dine tercih edildiğini, herkesin kendi görüşünü beğendiğini (başkasının görüşünü beğenmediğini) gördüğün zaman, avamı bırakarak kendi ıslahınla uğraş. Çünkü âhir zamanda öyle günler gelecek ki, dinin hükümlerini devamlı ve düzenli olarak yaşamak, bir ateş korunu elde tutmak kadar zor olacaktır. O günlerde ameli edenlerin her bir ameline karşılık, aynı ameli işleyen elli kişinin sevabı verilir.”

Hz. Ebû Salebe radıyallahu anh diyor ki: Ben,

“Yâ Rasûlallah! Onlardan elli kişinin sevabı mı (yoksa bizden elli kişinin sevabı mı? Çünkü sahabenin ameli ecir ve sevâb bakımından daha ziyadedir)” dedim

Hz Amr Bin avf radıyallahu anh Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu naklediyor bu din garip başladı yani İnsanlara yabancıydı başlangıçta. Başlangıçta olduğu gibi yakında yine insanlara yabancı olacaktır. Dini yaşadıklarından dolayı garip ve tuhaf görülen Müslümanlara Müjdeler olsun. Onlar benden sonra insanların bozduğu benim yolumu ıslah edip düzelteceklerdir. Tirmizi

Hz Ebu kırsal radiyallahu anh’den rivayet edilmiştir Rasulullah Sallallahu Aleyhi sellem şöyle buyurdu ki İnsanlar Allah yolunda hicret ediniz İslam’a sımsıkı sarılınız. Çünkü Cihat ettiğiniz sürece Allah yolunda hicret sona ermeyecektir. taberani

Cihat kıyamete kadar devam edecektir aynı şekilde hicrette devam edecektir. Buna dini yaymak ve Dini öğrenmek ve dini korumak için kendi vatanını ve başka yerler terk etmek dâhildir.

Huzeyfe Bin yeman radıyallahu anh diyor ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi sellem şöyle buyurdu “Canım kudret elinde bulunan Allah’a yemin olsun ki, siz ya iyiliği emretme ye ve kötülükten nehiy etmeye devam edersiniz ya da Allah’ü Teala yakında sizin üzerinize azabını gönderir sonra siz Dua edersiniz de, Allahü Teala duanızı kabul etmez” .Tirmizi

Ebu Hureyre  ra  rivayetle Resul Ekrem Sallallahu Aleyhi sellem şöyle buyurdu “Ümmetim dünyayı büyük bir şey zannettiği zaman kalplerinden İslam’ın Heybetli ve değeri çıkacak. İyiliği Emir ve kötülüklerden nehiy etmeyi bıraktıkların da vahyin bereketinden mahrum kalacaklardır birine birbirine sövüp saydıkları zaman da Allah’ın gözünden düşeceklerdir.” hakim Tirmizi

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Bot Kontrolü cevabı Rakamla Yazınız *

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
DMCA.com Protection Status Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim