Gaflete Dalmak, İbadet sizlik, Kuran-ı Kerim Okumak Vaaz

Gaflete Dalmak, İbadet sizlik, Kuran-ı Kerim Okumak Vaaz

Gaflete dalmak, nefsin isteklerini yerine getirmek, aldanmak, amelleri boşa çıkaracak işleri yapmak, kalbin ölmesine neden olacak hayat sürmek çoklarının alışkanlık haline getirdiği alış-kanlıklardır, hayat anlayışıdır. Gaflet kalbin uyuması, nefsin uyanık olmasıdır. Genellikle nefis dünyalık işleri ister. İnsanın başını belaya sokacak, insanı sıkıntıya düşürecek şeyler peşinde koşturur. Nefsin istekleri yapılınca kalp kararır. İyi işler unutulur, kötü […]

Gaflete dalmak, nefsin isteklerini yerine getirmek, aldanmak, amelleri boşa çıkaracak işleri yapmak, kalbin ölmesine neden olacak hayat sürmek çoklarının alışkanlık haline getirdiği alış-kanlıklardır, hayat anlayışıdır.

Gaflet kalbin uyuması, nefsin uyanık olmasıdır. Genellikle nefis dünyalık işleri ister. İnsanın başını belaya sokacak, insanı sıkıntıya düşürecek şeyler peşinde koşturur. Nefsin istekleri yapılınca kalp kararır. İyi işler unutulur, kötü şeyler öne çıkar. Günah ortamlarında günahla ve günahkârlarla bir yaşam başlar. Haram olan günahlar insana güzel görülür. Haram kazançtan, şüpheli şeylerden kaçınılmaz olur. Dünya zevkleri hayat tarzı olur. Bütün bunlar kalbin paslanmasının ve kararmasının sonucudur.

Allah cc Kuran’ı Kerimde da şöyle bildiriyor!

 “Onların işlemekte oldukları kötülükler kalplerini kirletmiştir.”(Mutaffifin: 14)                                                                                   

Günahkârın kalpleri katılaşmıştır. Merhametten, sevgiden, şefkatten yoksun kalır. Ve kalp mühürlenir.

 Bu konuda peygamber (as) de şöyle bildirmiştir:

“Dikkat edin! Nefsinizin arzu ve istekleri size öleceğinizi unutturmasın! Aksi halde kalpleriniz katılaşır.” (İbn-i Mace, Mukaddime: 7)

 “Kul yalan söylemeye devam ettikçe kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bu nokta büyür ve kalbin tamamını kaplar.” (Muvatta, Kalem: 18)

 (Rad: 28) rabbimiz buyuruyor ki

Onlar, İnananalar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.

Gaflete düşmenin ve gafletten kurtulmanın yolu Allah’ı zikir etmek ona yönelmek ibadetlere sarılmaktır. Kalpleri diri tutmak uyandırmaktır. Gafletten uyanmadan insan hiçbir şeyin farkına varamaz.

Peygamber efendimize sabaha kadar uyuyan birinden bahsederler.

Peygamberimiz onun için “Şeytan onun kulağına bevletmiştir.” der. (R. Salihın: 451)

Cenabı Allah bize A’RAF suresinde 205 nasihatle

“Kendi kendine yalvararak ve ürpererek yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma.”

“Kim Allah’ ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. Bu şeytan onu doğru yoldan alıkoyar da o kişi kendini doğru yolda sanır.” (Zuhruf: 36-37) ayetlerde rabbimiz buyuruyor.

Müslümanın gözü uyusa da kalbi uyumamalıdır. Midesini doldurup gaflete düşmemelidir.

Zevk ve sefaya dalarak kendini kurtaracak amellerden geri kalmamalıdır. Çok gülerek kalbini öldürmemelidir.

Peygamber (as): “Çok gülmek kalbi öldürür” demiştir. Ömer (ra) da: “Çok gülenin heybeti azalır” demiştir.

Eğer kalp ölürse, ölü gibi gözden yaş çıkmaz. Kuru gözle yürek yumuşamaz. Tövbeler gözyaşı ile birlikte olmalıdır. Günahlar silinmesi için.

Peygamber (as): “Merhameti olmayanın gözü yaşarmaz” demiştir.

Çoğumuzun ağlaması ancak dünya kayıpları için oluyor. Günahlar ve manevi kayıplar için olmuyor. Onlar için

Allah cc Kur’an’ da:

“Artık kazanmakta olduklarının cezası olarak az gülsünler çok ağlasınlar” buyuruştur. (Tevbe: 82)

İnsanı gaflete düşüren nefsin gıdası olan müzik ve eğlencelerdir. Bu tür müzik ve eğlence insanı günaha sürükler, aklına kötü şeyler getirir, şehveti azdırır, kötü alışkanlıklara götürür. Hele müstehcen görüntü ve sözler insanı hasta eder, sapık düşüncelere ve sapık iş işlemeye sevk eder.

Kuran-ı Kerim Okumak

Çağımız insanı, Kur’an okumamanın ve Kur’an’ a uymamanın sıkıntısını yaşıyor. Çoğumuz Kur’an ile tanışmamış, Kur’an ile barışık değil. Kuran’ı okumasını bilmiyor, Kur’an ne emrediyor, neyi yasaklıyor bilmiyor. Kur’an’ a muhabbet yok tabii ki hizmette yok. Çocuklara öğretmek arzumuzda yok. Evde Kur’an yok, elde Kur’an yok, kalpte Kur’an yok, hayatımızda Kur’an yok. Kur’an bize nasıl fayda versin?

  (Furkan: 30) Kur’an’ a değer vermeyenler için peygamber (as): “Ey Rabbım! Kavmim bu Kuran-ı büsbütün terk ettiler” der. Altın yaldızlı Kur’an satın aldığını övünerek anlatan birine: “sen Kuran’ı okumasını biliyor musun?” dedim “hayır” cevabını aldım. Kuran’ı torbaya koyup duvara asmakla Müslümanlık olmaz.

Kur’an’ ı öğrenmek, okumak ve O’na uymak herkese nasip olmuyor. Kendisi için Kur’an okunsun, ölmüşleri için Kur’an okunsun isteyenler bile “Ben Kur’an okumasını bilmiyorum, öğreneyim” demiyor. Hatim, Yasin satın almaya kalkıyor.

Peygamber (as): “En hayırlınız Kur’an’ ı öğrenen ve öğretenizdir.

Bir evde Kur’an okununca melekler hazır olurlar. Şeytanlar kaçar. Ev halkına genişlik hâsıl olur ve hayır çok, şer az olur.

 Bir evde Kur’an okunmazsa, orada şeytanlar hazır olur melekler gider. Ev halkına darlık gelir. Hayır, azalır, şer çoğalır.” (Ramuz e’l-Ehadis: 196/2)

Kur’an okumayanın, Kur’an’ a uymayanın kalbinin paslanacağı bildirilmiştir. Allah’tan uzaklaşacağı haber verilmiştir.

Eğer Kur’an bilinmiyorsa, Kur’an yaşanmıyorsa, güzel bir ölümle ölüneceği ve ölüm ötesinin güzel olacağı zannedilmemelidir.

İbadetsizlik

İbadetsizliği seviyoruz. Hırslarımız ve ruh kirliliği yüzünden ibadetten kaçıyoruz. Böylece manevi bir açlık içindeyiz. Bunun için her gün felaketlere maruz kalıyoruz.

 Yeryüzünde her şey, her şeyi yaratan yaşatan Cenab-ı Allah’ a itaat ederken, kullukla emredilen insan, emre itaat etmiyor.

Birçok insanda ibadet bilgisi yok, ibadet aşkı da yok. “Çalışmakta bir ibadettir” diyor ibadet etmiyor.

İbadetsiz çalışma nasıl ibadet olur?

Veya “İbadete vaktim yok” diyor.

 Kur’an’ da: Allah cc “İbadetiniz olmazsa Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkan: 77)

Peygamber (as) da: “ibadet edenle etmeyenin misali, ölü ile dirinin misali gibidir.” buyurmuştur.

İşin çoğu zaten meşru değil. İşte hayır yok, bereket yok. Neden? Allah’ın ikram ve ihsanlarına cevap verilmiyor da ondan.

İbadetlerimizi tam ve zamanında ve güzel yapmakla sorumluyuz.

Cenneti istiyoruz?

Cennete götürecek iş işlemiyoruz. Sadece cennet istemekle cennete girilmez.

Peygamber (as): “Bana cennete ilk giren üç kişi haber verildi: “Şehit, iffetini koruyan ve Allah’ a ibadetini güzel yapan kimse.” demiştir.” (İ. C. Hadis Ans: 14/269)

Ezan okunuyor, Cenabı Allah namaza çağırıyor, kurtuluşa davet ediyor, çoğunluğumuzun kılı dahi kıpırdamıyor. Adam Ezana, Namaza ve camiye düşman. Camilerin çokluğundan bahsediliyor;

 “Fatiha dilencisi değilim”, “Namazımı kılmayın” diyebiliyor.

Camiye gidende cami adabına uymuyor, saygılı davranmıyoruz.

Peygamberimiz (sav) bir hadislerinde:Bir zaman gelecek ki insanlar camide halka halka oturacaklar; dünya sohbeti yapacaklar. Bu kişilere katılmayın. Zira onlarla Allah’ ın alakası yoktur.” (Ramuz el- Ehadis:301/3) buyuruyor.

Peygamber (as): “Namazsız din olmaz. Namaz dinin direğidir” diyor,

 Müslüman olduğunu söyleyen namaz kılmıyor.

 Bir hadiste de: “Namazı olmayanın kıyamet günü diğer amellerine bakılmaz” buyurur. (İ. C. Hadis Ans: 14/5067)

“Allah bu ümmete zayıfların duası, namazları ve yaşlıları sebebiyle yardım eder.” (Nesei, cihad: 43)

 “Kulun Rabbine en yakın olduğu hal secde hali-dir.” (Müslim, Salad: 215)

“Aleyhinize yaktığınız ateşi namazla söndürün.” (Büyük Hadis Kül: 1/933)

İfadeleri ile Allah Resulü namazsız olmayacağını haber veriyor. Namazsız kurtulunmayacağını bildiriyor.

Kur’an’ da da Allah cc şöyle bildirmiştir:

–         “Öyle bir nesil geldi ki, namazı bıraktılar. Nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden sapıklıklarının cezasını çekecekler.” (Meryem: 59)

–         “Secde et, Rabbına yaklaş.” (A’lak: 19)

–         “Namaz kılın, müşriklerden olmayın.” (Rum: 31)

–         “Namaz, hayasızlıktan kötülükten alıkor.” (Ankebut: 45)

Bu ayetlerde namazsız lığın cezasının ağır olduğu ve insanın ancak Allah’ a namazla yaklaşabileceği ifade edilmiştir.

Namazı güzel kılmak gerekir. Önce güzel abdest almak gerekir. Namaza önceden hazırlanıp beklenmelidir. Vaktinde kılınmalıdır. Devamlı kılınmalı, hayat tarzı haline getirilmelidir.

İbadetsizlik, namazsızlık sıkıntılara sebep olur. Namaz kılmayanın sıkıntılı bir hayatı olur.

Peygamberimizin son sözü: “Namaza, namaza dikkat!” olmuştur.

“Allahü Ekber” diyerek namaza duran dünya ve dünyadakileri geride bırakmalıdır. Çünkü baştan “Allah rızası için” demiştir.

Hz Ömeri namaz üzerinde vurulduğunda Mısfer Bin Mahreme diyor ki Medine sokaklarında baktım ki sesler yükseliyor.

 Eyvah İslam’ın nuru söndü İslam’ın güneşi tutuldu Rasullahın dostu şehit oldu diyorlar. Ne yahu bu koşuşturmalar nedir dedim. Birini yakaladım nedir bu hal?

Daha ne olsun Misfer Emirül Müminin ömer şehit edildi. Sade bir şey söyleyebildi Aişe anamızdan bir yer istiyor, eğer verirse beni Rasullahın ayakucuna gömün ve şayet izin vermezse başka yere gömün dedi ve bayıldı daha konuşmadı.

 Misfer Mahreme Uyanmadı mı?

  • yok uyanmadı.
  • Ben onu uyandırırım.
  • Nasıl uyandırırsın?

 Nasıl mı? Uyandırırım. Çıkın mescidi nebevinin damına bir ezanı Muhammedi okuyun bakın bu koca Ömer doğrulacaktır.

 Ezanı Muhammedi mescidi nebevinin damında okunuyor ve Misfer Bin Mahreme diyor ki yaklaştım Ömer’in ayağının ucundan kulağına doğru Essale Essale ey müminlerin emiri, yetimlerin mercegahı Ömer, İslam’ın nuru Ömer, Namaz Namaz dedim o öldü sanılan Ömer yavaş yavaş kıpırdamaya başladı sanki cesedine sanki yeniden ruh geliyormuş gibi!

 Ve dudağını kıpırdattı namaz mı dediniz. Namaz vaktimi geldi dedi evet Emirel müminin namaz vakti geldi. Çabuk bana abdest suyumu getirin. Abdest alıp namaz kılmam lazım.

Doktorlar dediler ya Ömer doğrulur namaz kılarsan yaraların patlar.

Gözü yaşlı Ömer şehadet parmağını kaldırıyor vallahi yemin ederim ki bu kabirde yatan dostum Hz Muhammed (sav) dostum hayattayken dedi ki bir vakit namazı terk edene seksen bin yıl cehennem azabı var.

 Ben dayanamam dostlarım cehenneme bırakın karnım yırtılsın bırakın ciğerlerim sökülsün Ama Ömer Rabbinin huzuruna beynamaz olarak çıkmasın. Ömer kanı aka aka namaz kıldı ardından Ömer ruhunu teslim etti.

 Ahlakım güzel diye namaz kılamayan kardeşim falanca gibi kılmaktansa hiç kılmam diyen kardeş.

Hz Ömer cennetle müjdelenmiş Hz Ömer ki biz mahşer günü Ömer, Ebu Bekir el ele tutuşup huzuru ilahide duracağız demiş. Hak buysa gizlenmek niye çıkıp Kâbe de namazımızı kılalım diyen. Kuran’ın toplanması için halife teklif eden. Fikrine sahipken bir vakit namazı terk etmeme korkusuna bak bizim yıllarca namaz vakitleri kılmamaya cüret karlığımıza bakalım. Gafletin içinde ahiret yolculuğuna devam ediyoruz.

Namazı değil terk, geciktirmemek gerekir.

Şöyle anlatılır: Adam namazları vaktinde kılmazmış. Ölmüş, amelleri tartılmış kötülükleri fazla çıkmış. Cehenneme doğru sürüklenirken, bir ihtiyar adam son anda elini tutup kurtarmış. Adam sormuş: “Sen kimsin?” Cevap: “Ben senin namazlarınım; hani vaktinde kılmayıp geciktirdiğin namazların…”

Namaz sadece Allah’ ın emrettiği kadar değildir. Farzlardan başka sünnet namazlar vardır. Hatta nafile namazlar vardır. Hepsinin kılınması lazımdır.

Peygember (as) şöyle buyurur: “Biriniz farzlardan eksik yaparsa, Allah onu nafile namazlarla tamam-lar.” (Ramuz el-Ehadis: 491/9)

 Vesvese

Önemli bir hususta, ibadetleri yaparken vesveseden uzak durmak gerekir. Çünkü şüphe ile vesvese ile ibadet olmaz. Şeytan en çok vesveseyi de abdest ve namazda verir. Başta ibadet ettirmemeye çalışır. Allah’ın senin namazına ihtiyacı mı var? Der. Sizin ibadetiniz yapıldı. Senin kalbin temiz, çalışmakta ibadettir.

Allah senin namazını kabul etmez. Allah’ın affı geniş, seni affeder der. Namazı ibadeti bıraktırır. Abdest alsa, tekrar tekrar abdest aldırır, tekrar tekrar guslettirir. Namazı unutturarak kıldırır. Şeytanın işi gücü vesvese vermektir.

İnsan, Allah böyle diyor, böyle yap diyor, peygamberim böyle yapmış, böyle yapın demiş demeli vesveseye itibar etmemelidir.

Vesveseye kulak verilecek olursa, kuşkulu ve vesveseli kimseye şeytan çok şey söyler. Bunun için insan, bildiğini iyi ve sağlam bilmelidir. Çünkü bilgi vesveseyi kovar.

Şeytan, cahile ekmeği sabunla yıkatır. Günah işletir, isyan ettirir, nefsine uydurur. Bunun tedavisi insanın kendindedir. Vesvese ile güç kuran şeytanı kovmak için Allah; Felâk ve Nâs gibi iki sûre indirmiştir.

Şeytan eşi ile ilgili vesvese verir. Evden çıkarken ocağı söndürdüm mü? Lambayı söndürdüm mü? Çeşmeyi kapattım mı? Diye. Çoğu zaman geri döndürür, uzakta ise üzüntü ve sıkıntı verir. Bunu önlemek için evden kontrollü çıkmak; emin olmaktır, acelesiz çıkmaktır.

Kur’an’ da şöyle buyruluyor:

–         “Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse, hemen Allah’ a sığın.” (A’raf: 200)

–         “Eğer şeytanda gelen bir kötü düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’ a sığın.” (Fussılat: 36)

–         “Kuşkulanan olma!” (Bakara: 147)

–         “Şüphelenenlerden olma!” (AL-i İmran: 60) buyrularak, şüpheden kuşkudan Allah’ a sığınarak vesveseden uzak kalınabileceği ifade edilmiştir.

Şeytanın fısıldaması, vesvese vermesi aldatmak içindir. İnsanın amellerini boşa çıkarmak içindir. İn-sanı günaha sokmak ve suç işletmek içindir. Suç işleyeni de o suça devam ettirmek içindir.

 Dua

Duasız hayat olmaz. Dua istemektir, Allah’ı yardıma çağırmaktır, Allah’ın gazabından affına sığınmaktır. Dua ibadettir. Allah “Dua edin” diyor. (Mü’min: 60)

Peygamberimiz: “Belaya dua ile karşı koyun” diyor. (Hadis Ans: 11/136) “Dua ile bela ateşini söndürün” diyor. (Ramuz e’l-Ehadis: 207/16)

Furkan 77 de: “Dualarınız olmasa Allah size ne diye değer versin?”

Fatır 15 te: “Ey insanlar! Allah’ a muhtaç olan sizsiniz.”

A’raf 55 te: “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki; O, haddi aşanları sevmez.” diye bildiriliyor.

Duayı unutan Rabbini unutur. Rabbini unutanı da, O unutur.

Tövbe

Tövbesiz hayat insana sıkıntı verir. İnsanı daha da günaha iter, karamsarlığa neden olur.

Tövbe, kulun hatasını terk edip Allah’ tan bağışlanmayı dilemesidir.

Peygamber (as): “Bütün insan-lar hata yapar. Hata yapanların en hayırlısı hatasın-dan dönendir.” buyurur. (Tirmizi, Kıyamet: 50)

Allah, tövbe etmemizi istiyor: “İçtenlikle tevbe edin” (Tahrim: 8) buyuruyor.

Tövbede gecikme, ihmal olmamalıdır. Genellikle günahlar küçük görüldüğü için tövbeye ihtiyaç duyulmuyor.

Her günahta küfre giden bir yol vardır. Tövbe, küfürden kaçma yolu ve Allah’ a hicret yoludur.

Günahsız, hatasız kul olmaz. Onun için herkes tövbe etmelidir. Tövbe de ihmal, kalbi karartır ve in-sanı günahtan günaha sürükler.

Günahta ısrar olmaz. Allah beni affetmez diyerek ümit de kesilmez. Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler ümit keser. Önümüzde şöyle bir örnek var: Âdem (as) hatasından dolayı pişman olmuş ve tövbe etmiştir. Şeytan ise tövbe etmemiştir…

Allah’a İbadet

Allah hep bizimle olduğu halde biz onunla olmuyoruz. Cumadan cumaya bayramdan bayrama Allah’a kulluk olmaz. Her an O’ nunla olunmalıdır. Çünkü Allah bize şah damarımızdan daha yakın. Bir nefeste alırken de verirken de Allah bizimle oluyor.

Kur’an bize: “Allah’ a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter.” (Niya: 81) diyor. Tevekkül Allah’ a teslimiyettir, Allah’ ı vekil bırakmaktır.

Anlıyoruz ki her an Allah bizimle, ya biz kiminleyiz?

Osmanlı zamanında yurda gelen İngiliz elçisi evlere asılan “yâ Hafız” (Muhafaza eden Allah) levhalarını sormuş. Fuat Paşa, elçinin anlayabileceği bir ifadeyle: “Onlar Osmanlı Sigorta Şirketinin levhalarıdır.” cevabını vermiştir.

İslam’ın beş temel şartından hac; döviz kaybı görülür, gitmek için can atılmazsa, zekâttan kaçılırsa, laf olsun diye işe yaramayan mallardan verilirse, İslam nerede olur? Bu nasıl Müslümanlık olur?

Peygamberimiz diyor ki: “Allah cehennem ehlin-den azabı en hafif olana: “Dünyadaki her şey senin olsaydı bu azaptan kurtulmak için onları verir miy-din?” der. O da: “Evet” der. Allah ona: “Ben senden onların çok azını istemiştim” der.” (Ramuz e’l-Eha-dis: 94/5) buyurarak hayatın sonundaki pişmanlığı haber veriyor.

Allah’ı anmayan Allah ile olamaz. Allah da onunla olamaz. Kutsi hadiste: “Kulum beni anınca, bende onunla beraber olurum” buyurmuştur.

Allah’ ı anmayan beden ölüdür.

Kur’an’ da:

–         “Allah’ ı anmak en büyük şeydir.” (Ankebut: 45)

–         “Kim Rahman’ ı zikretmekten gafil olursa, ya-nından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.” (Zuhruf: 36)

–         “Siz beni anın ki bende sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!” (Bakara: 152) diye Allah kullarını uyarmıştır.

Günahın büyüklüğü, haramın çokluğu Allah’ı anmaktan alıkoyar. Mal hırsı, nefsin ve şeytanın esareti insanı Allah’tan uzaklaştırır.

İbadet edenimiz nasıl, kime ibadet edileceğini tam bilmiyor. Fıkıh sız ibadet olmaz.

Peygamber (as): “Fıkıh öğrenin cahil olarak ölmeyin. Zira Allah, cahiller için mazeret kabul etmez” buyuruyor. (Ra-muz e’l-Ehadis: 336/2)

Kur’an’ da bilen;  gören insana, bilmeyen; gözleri kör kimseye benzetilmiştir. (En’am: 50)

Dinini öğrenmek her insana farzdır. Din bilinmezse yanlış yapılır, sapıtılır. İslam’ da ibadetten önce bilgi gelir. Nasıl iman edileceğini bilmeyen şirke düşer. Nasıl ibadet edileceğini bilmeyenin yaptığı işler boşa gider.

Allah uymamız için peygamber göndermiş: “Sevin, uyun, itaat edin” demiş. Peygamberimizin emrettiği şeyler var, yasakladığı şeyler var. Onlar da dinin bir parçasıdır. Yani sünnet de bir emirdir. Sünneti terk peygamberi terktir. Allah’ a isyandır. Sünnetsiz din yaşanmaz. Sünnetsiz Kur’an anlaşılmaz. Hadisle emredilen bir şeyi tercih hakkımız yoktur. O’ nu her Müslüman yapmak zorundadır.

Kur’an’ da Allah: “Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan kaçının. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.” (Haşr: 7) diye emrediyor. Kur’an’ da altmış kadar ayette de Peygamberi sevmek ve O’na itaat etmek emrediliyor. Yani peygambere, sünnetine itaat etmek Allah’ın emridir.

Peygambere uymamakta inat edenler oluyor. Allah Resulünün emrine uygun olmayan bir şekilde hareket etme hakkımız yoktur. (Ahzab: 36)

Allah Resulüne ters hareket ettiğimiz zaman o kişinin amellerinin hiçbir değerinin olmadığı bildirilmiştir. (Muhammed: 33)

Kim dünyada kime uyarsa ahirette onunla beraber olacak, onunla beraber hesap verecektir. (Nisa: 69)+(İsra: 71)+(Hud: 98)

Peygamber (as) a uymayanlar helak olmuştur. Dinde peygambere uymayan sapıtır. Sapıklığın kaynağı sünnete uymamakla başlar. Çünkü sünnet, dinde Kur’an’ dan sonra ikinci kaynaktır. Müslüman, Kur’an’ dan sorumlu olduğu gibi sünnetten de sorumludur.

Sünnete karşı çıkmakta Kur’an’ dan, peygamberden uzaklaştırma, Müslümanı başsız bırakma ve İslam’ı yaşanmaz hale getirme gayreti vardır.

Bu konuda peygamber (as) şöyle diyor: “Öyle bir zaman gelecek ki, tartışmalı dönemde benim sün-netime tutunan, eli ile ateş tutan kimse gibi ola-caktır.” (Ramuz e’l-Ehadis: 502/10)

Dinlemeyen, ilim erbabını dinlemeyip azan toplumların nasıl helak olduklarını bize haber vermektedir.

Her biri inci kadar, altın kadar değerli olan sözler hastaya verilen ilaç gibidir. “Bir musibet bin nasihatten hayırlıdır.” sözü aklını kullanmayan, öğüt dinlemeyenler içindir.

Sapmamanın, sapıtmamanın yolu yapılan nasihatleri ve verilen öğütleri dinlemektir.

Cenab-ı Allah Kur’an’ da:

–         “Sen öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.” buyuruyor. (Zariyat: 55)

–         “Hikmetle, güzel öğütle Rabbinin yoluna ça-ğır.” diye emrediyor. (Nahl: 125)

Peygamber (as) da: “Başkalarını doğruluğa çağı-ran kimseye kendisine uyanların sevabı kadar se-vap verilir.” müjdesini vermiştir. (R. Salihın: 173)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Bot Kontrolü cevabı Rakamla Yazınız *

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
DMCA.com Protection Status Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim